Uluslararası Sosyal Araştırmalar ve Ulusal Eğitim Dergisi

İSLAM DÜŞÜNCESİNDE İNANCIN DUYGUSAL TEMELLERİ

Author:

Number of pages:
47-58
Language:
Türkçe
Year-Number:
2023-Year: 7 - Number: 3

İnanma duygusu insanın tabii özelliklerinden biridir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en temel niteliklerinden biri de onun inanan bir varlık olmasıdır. Ancak inanma ihtiyacının insanın zor zamanlarında ortaya çıktığı ifade edilmekte ve bu durum insanın güçsüzlüğü ve çaresizliğiyle ilişkilendirilmektedir. Bu bağlamda bazı bilim insanları doğuştan var olan inanma eğilimine karşı çıkarken bazıları da inancın insanın tabiatla münasebetinden dolayı ortaya çıkan sosyal bir olay olduğunu veya kendi içsel korkularının neticesinde oluşan psikolojik bir durum olduğunu iddia etmişlerdir. Oysa insan yaratılış itibariyle sınırlı ve zayıf bir varlıktır. Gücünü aşan karşısında çaresiz kaldığı durumlarda her şeye gücü yeten bir varlığa inanma ihtiyaç duyar.

Bu çalışma duyguların inanma eyleminin ortaya çıkmasındaki etkileri üzerine odaklanacaktır. Çalışmada felsefi bir problem alanı olarak duygu ve iman ilişkisinin anlamlandırılması hedeflenmektedir. Bu bağlamda çalışmanın odaklandığı sorular şunlardır;

Tanrı inancı insanda bazı filozofların ve bilim insanlarının iddia ettiği gibi, tabiata güç yetirememe duygusunun yarattığı kaygı ve korkudan mı kaynaklanmaktadır? İnancın insanın hissettiği acizlik ve çaresizlik duygusundan kaynaklanan bir şey olmadığını nasıl savunabiliriz? İnsanı Tanrı inancına yönlendiren en temel güdüler nelerdir?

Çalışmada inancın çaresizlik ve korkuyla gelen bir durum olduğu iddiasının doğru olup olmadığına dair argümanlar incelenecektir. Dini, korku ve çaresizlik duygularıyla temellendirmeye çalışan görüş ve bu görüşe verilen karşıt cevaplar ele alınacaktır.

 

Keywords


The feeling of belief is one of the natural characteristics of humans. One of the most fundamental qualities that distinguishes humans from other beings is that they are believers. However, it is stated that the need to believe arises in difficult times and this situation is associated with human weakness and helplessness. In this context, while some scientists oppose the innate tendency to believe, others claim that belief is a social phenomenon that arises due to man's relationship with nature, or that it is a psychological state that occurs as a result of one's own internal fears. However, human beings are limited and weak creatures by nature. In situations where he is helpless in the face of something beyond his power, he needs to believe in an omnipotent being.

This study will focus on the effects of emotions in the emergence of the act of believing. In the study, it is aimed to make sense of the relationship between emotion and faith as a philosophical problem area. In this context, the questions that the study focuses on are as follows;

As some philosophers and scientists claim, does belief in God arise from the anxiety and fear created by the feeling of not being able to control nature? How can we argue that faith is not something that arises from the feeling of helplessness that people feel? What are the most basic motivations that lead people to belief in God?

In the study, the arguments regarding whether the claim that belief is a state that comes with inability and fear will be examined will be examined. The views that try to justify religion with the feelings of fear and helplessness and the opposing responses to these views will be discussed.

Keywords

Article Statistics

Number of reads 476
Number of downloads 301

Share

Uluslararası Sosyal Araştırmalar ve Ulusal Eğitim Dergisi
E-Mail Subscription

By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.